4 Nis 2017

Nedenselliğin çöküşü

Author: strongsoul | Filed under: Genel

Bilimin, batı(l)cı düşüncenin bel bağladığı o müthiş determinizminin, korunaklı süreç olgusunun :), kuantum bulguları ile mesnetsiz kalması, determinizmin çöküşünüde alenen beraberinde getirmiştir. Bel bağlanılan bir olgudan(hala tam kopulamamışsada) başka bir olguya gene dağları biz ürettik edası ile bilim adamlarınca(insanlarınca :P) geçilmiştir.

Evrende kum zerresi olan insanın oyun sahasında ki kum tepelerinden birinin içeriği olan Kuantum için birkaç bulguyu bu tepelerin gözleminden aktaralım;

“Kuantum kuramı mikro dünyadaki atomları ve atom-altı parçacıkların davranışlarını açıklamayı amaçlayan doğrulanmış bir fizik kuramıdır ve bu açıklamalarıyla bizlere yepyeni bir paradigma, bir dünya görüşü sunmaktadır. Kuantum görüşü sadece mikro âleme değil makro âleme de bir kapı açar. Bu paradigmaya göre enerji kesikli ve süreksiz adımlar halinde yayılmakta ve bir nesneden diğerine aktarılmaktadır. Bu yaklaşım bize, hareketin de süreksiz ve kesikli küçük adımlarla gerçekleşmekte olduğu söylemektedir. Artık süreksizliğin doğanın temel bir özelliği olduğunu kabullenmek durumundayız. Enerjinin süreksiz aktarımı, her süreksiz adımda değişim oluşmasına yol açmaktadır. Böylece zamanda hareketin süreksiz oluşu, doğaya bakışımızı ve gerçeklik hakkındaki görüşlerimizi temelden sarsmaktadır. Bu durum sadece mikro âlemde değil, aynı zamanda makro âlemde de geçerli olduğunu kabullenmek için düşünce yapımızı ve varsayımlarımızı değiştirmemiz gerekecektir.

Atomaltı dünyanın ilginç yapısını, “kuantum mekaniği” ile açıklamaya çalışan bilim adamları; araştırmalarını geliştirirken, bu düzeydeki tüm belirsizlik yetmiyormuş gibi tüm inceleme metotlarını temelinden sarsacak bir yapıyla karşılaştılar. Atomaltı dünyada doğrusal (lineer) sebep-sonuç ilişkisi geçerliliğini yitiriyor; doğa, kaotik olarak tanımlanan başka bir düzeni tercih ediyordu. İşte bu noktadan sonra kuantum-kaos ikilisi devreye girdi.

Araştırmacıların bu yapıyı anlamak için yaptıkları binlerce deneyden biri, California Üniversitesi’nden, fizikçi John Clauser’e ait. Deney, Clauser tarafından dile getirildiği şekliyle, ‘doğanın kuantum mekaniği ve kaos sistemini mi yoksa bildiğimiz anlamıyla gerçekliği mi seçtiğini anlamak için’ yapılmış. Buna göre, farklı yönlere hareket eden fotonların kutupları değiştirilmiş ve söz konusu işlemin ardından bunların kutupları tekrar kontrol edilmiş, sonuçta bir fotondaki değişimin diğerinin de kutbunu değiştirdiği anlaşılmış. Basit gibi görünen bu sonuç, bir prensibin ortaya çıkmasına yardımcı oldu. Buna göre; birbiriyle ilintili durumda olan herhangi iki foton, birleşik bir durumda olmasalar bile, birbirlerine nitelikleri henüz bilinmeyen gizemli bağlarla bağlıdırlar ve birinin diğerinden kopuk olarak algılanması ve incelenmesi, yanlış ve eksik sonuçlara ulaşılmasına neden olur. Böylece doğanın bir şekilde kuantum mekaniğini ve dolaylı olarak da kaotik bir sistemi seçtiği ortaya çıkmış oldu, böylesi bir bulguyu doğrusal sebep-sonuç ilişkisi içerisinde açıklamaya çalışmak imkansızdır.”

Schrödinger’in kedisi; bir kedi, bir küçük şişe zehir ve radyoaktif bir kaynakla kapalı bir kutuya bırakılıyor. Eğer içerideki monitör radyoaktifliği algılarsa (azalmakta olan tek atom) küçük şişe kırılır, zehir kediyi öldürür.  Bir süre sonra  kuantum mekaniğin Copenhagen anlamdırması kedinin bir dalga fonksiyonu olduğunu anlık olarak  hayatta veya ölü olma ihtimalini vurgular. Kutuya bir kez bakıldığında kedi canlı veya ölü olabilir, ikisi birden olamaz.

Neden peki bu süreç bu kadar önemli ?

nedenselliğe göre zira evrenin kurulu bir düzeni vardır, evriminden, yerçekimine kadar herşey nedenselliğin bir parçasıdır diyebiliriz. Sebep sonuç ilişkisi olmadığında kendi kendine işleyen bir yasa bir kurgunun varlığıda söz edilemez.

Sonuçların nedenlerle alakalı olmayan bir işleyişi vardır, evreni işleyen her zerresine nufuz etmiş bir güç vardır. Kurgulanıp bırakılmamıştır.

peki islamda bu düşünce ne şekilde yer alır ?

önce şu soruları dikkatlice düşünmek gereklidir.

insanın sınırları nelerdir? bir insan beyni herşeyi kavrayabilecek bir kapasitede midir?

örneğin Allah(c.c)’ın gücü akılla kavranabilir yada akılla Allah(c.c) hakkıyla bilinebilir mi ? akletmenin sınırları nelerdir?

örneğin zaman kavramına dayalı zamanda hapsolmuş bir varlığın yani insanın Allah(c.c)’ın zamandan bağımsız olmasını kavraması pek olası bir durum değildir, kaldı ki insan sadece ona verilen insani sınırlar içinde akleder  bu sınırların içinde erişebildiği ölçü gene insan kadardır, kısaca aklındaki herşey kendi kadardır topraktan yaratılmış insan için,  peki nasıl kavramalıyız ?

islamda hersey için aslında iki kaynak vardır kuran ve peygamber kuranda nasıl belirtiliyorsa ve peygamberden nasıl aktarılıyorsa o şekilde peki burada bir parantez açalım neden peygamber bizim önderimiz, akıl hocamız olmalı ?

“Zira kalbine kuran indirilen kişi odur da ondan.”

Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”

Özetle islam bu olgulardan insanın oyun sahasındaki basit bulgularından münezzehtir Allah(c.c) onun açıkladıkları hakkında akletmemizi fakat açıklamadıkları hakkında bu içeriği ele almamamız gerektiğini kendisi belirtmektedir;

O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

islamı akıl değneğinin üzerine bina etmeye çalışan imandan bile daha üstündür akıl diyen 1400 yıldır tüm herkesi yanlış yolda olmakla itham eden felsefeyi insanın en üst yapılanması yapan veya kuranı es geçen kişilerden, akla tapınmaktan ve de akılsız olmaktan özeti itibari ile ifrit ve tefrite düşmekten rabbim bizi korusun.

Kuranın indiği toplumu es geçen kuranı çağlarca hayatıyla yüklenmiş kişileri bir çırpıda silen peygamberi sanki ayetler ona inmiyormuş gibi kurandan münezzeh tutan veya Allah(c.c) dan başka herşeyi putlaştıran Allah(c.c) la beraber başkalarını putlaştıran la ilahe desturu ile illallah dememiş tüm insanlardan rabbim bizi münezzeh eylesin.

Allah(c.c)’a haşa bilememezlik adleden şirk dolu kişilerden bu kibriyattan bizi uzak eylesin.

De ki: “Dîninizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Ve Allah, göklerde ve yerde olanı bilir. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.”

Ancak Allah’ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.

Son söz olarak, peki dünya nedir ?

Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık. (İNSAN/2)O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır. (MÜLK/2)

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA/35)

Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim. (KEHF/7)

Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlaraöyle yoksulluklar, öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki, hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: “Allah’ın yardımı ne zaman?” derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah’ın yardımı yakındır. (BAKARA/214)

Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri! (BAKARA/155)

Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz. (MUHAMMED/31)

Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir. (AL-İ İMRAN/186)

İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece “İman ettik” demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?

Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır. (ANKEBUT/2-3)

Ve tekrar neden sevilmeli peygamber ;
Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.

Yorum Bırakın